Suçlu İnsan Bağırır Mı? Bir Sırlı Akşamın Ardında
Bir pazar akşamı, Kayseri’nin sakin sokaklarından birinde yürürken, aklımda bir soru vardı: “Suçlu insan bağırır mı?” Bunu düşünerek, adımlarımı hızlandırdım. O an, içimde bir şeyler vardı. Belki de hayatımda yüzleşmem gereken bir gerçekle boğuşuyordum. Birinin suçlu olduğunu düşündüğümde, ona bağırma isteği duyup duymayacağımı sorguluyordum. Ama ya gerçekten suçluysa? Peki, suçlu insan bağırır mı? Ya bağırmıyorsa, ne demekti bu?
Bir Akşamın Kararmaya Başlayan Havası
O akşam, hava biraz garipti. Hem sıcak hem de serin, sanki her şey bıçakla kesilecek gibi duruyordu. Genellikle Kayseri akşamları serin olurdu ama bu, o sıradandı işte. Biraz da kaybolmuş gibi hissediyordum. Her şey yerli yerinde ama bir şey eksikti. Eve dönerken, eski bir arkadaşımla karşılaştım. Gözlerindeki o derin boşluğu fark ettiğimi düşündüm ama ne kadar bakmak istesem de, hiçbir şey diyemedim. O an, susmanın daha doğru olduğunu hissettim. Aslında, susmak belki de en büyük suçluluk belirtisiydi.
Geriye doğru bir adım atıp, kafamda bir soruyla baş başa kalmaktan başka çarem yoktu. Kendi kendime “Suçlu insan bağırır mı?” diye sordum. Ve sonra hafızam bir anda geçmişe gitti. Birkaç yıl önce, en yakın arkadaşımla yaşadığımız o geceyi hatırladım. O zamanlar her şey çok daha basitti, değil mi? Birlikte kahkahalar atar, saatlerce sohbet ederken hayatı sorgulardık. Ama bir akşam her şey değişti. Aramızda bir şey oldu. Ve ben o geceyi hiçbir zaman unutmadım.
O Geceyi Unutamadım
Her şey bir sözle başladı. Ne zaman bir yanlış anlaşılma olsa, o ince çizgide yürürdük. Ama o gece, kırılma noktasına geldik. O, bana bir şey itiraf etti. Bir şey saklıyordu, uzun zamandır. O an, sanki dünya dönmeyi durdurdu. Gözlerinde bir şeyler yoktu, ama sanki o an için her şey belliydi. Bunu ilk kez gözlerinde gördüm. Yavaşça “Bir şey saklıyorsun, değil mi?” diye sordum. Ve o, başını önüne eğdi. Cevap vermedi, sadece derin bir iç çekiş. Ve sonra bir çığlık. “Evet! Ben… ben seni aldattım!”
O an, dünyam yıkıldı. Gerçekten mi? Her şeyin doğru olduğuna inandığım, güven duyduğum bir insanın bana bunu yapması mümkün müydü? İçimde öylesine bir öfke vardı ki, sesimi yükseltmek istedim. Bağırmak istedim, her şeyin altını üstüne getirmek, yaşadığım tüm hayal kırıklıklarını dökmek. Ama bir şey vardı: O gece, bağırmadım. İçimdeki öfkeyi, hırsı, her şeyi içine gömdüm. Çünkü… belki de suçlu değildi. Belki de susmak, onun hissettiği suçluluğa saygı göstermekti. Bu bir çelişkiydi. O an, bağırmak yerine sessiz kalmanın daha güçlü olduğunu fark ettim. Ama ya suçluysa?
Suçlu İnsan Bağırır Mı?
İçimde bir boşluk, bir düğüm vardı. “Suçlu insan bağırır mı?” Bu soru kafamı kurcalıyordu. O an düşündüm, belki de suçlu insan bağırmaz. Belki, suçlu insan susar çünkü en çok susarak işlerindeki gerçeği kabul eder. Bazen insan, suçlu olduğu için bağırmak yerine sessiz kalır. Ama başka bir bakış açısıyla, suçlu insan da bağırabilir. Çünkü bağırmak, suçluluğu reddetmenin, bastırmanın bir yolu olabilir. O gece, birini suçlamak, bağırmak yerine, hissettiği suçluluğu anlamaya çalışmak belki de daha doğruydu. Bunu o gece fark ettim: Kimseyi yargılamamak, her durumda sadece anlayışlı olmak. Belki de bu yüzden, o gece çok bağırmadım. Çünkü aradığım cevap aslında sessizlikteydi.
Ve O Anın Sonrası
O geceden sonra, bir şey değişti. İçimde bir kırılma vardı ama, aynı zamanda bir umut ışığı da belirmişti. Her şeyin bir açıklaması olabilir mi? Suçluluk, bazen sadece bir izdir; bazı izler, zamanla kaybolur. O günden sonra, belki de gerçekten suçlu olan kişi, içindeki duygusal yükle yaşadı. Ama ben, o geceyi hiçbir zaman unutmam. Hala o soruyu sorarım: Suçlu insan bağırır mı? Bazen susmak, her şeyin anlam kazanmasına izin verir. Hala o anı hatırladıkça, bir şeyler eksik gibi hissediyorum, ama ne olduğunu çözmek zor. Belki de suçluluk duygusu, sadece bağıranlar için değil, aynı zamanda susanlar için de geçerli. Ve belki de, bazen gerçek suçlu, bağırmayan kişidir.
O yüzden, suçlu insan bağırır mı diye sorarken, şunu da soruyorum: Susarak, gerçekten suçluluğu içselleştirmek ne kadar zor olabilir? Bunu anladığımda, sesimi yükseltmek yerine, içimdeki boşluğu anlamaya karar verdim. Susarak, aslında daha fazla şey öğrendim. Ve belki de, bazen bağırmak değil, susmak, suçluluğu en iyi şekilde açıklayan davranıştır.